MCA, IYT ve Gokova Sailing School

Yıllarca kendi yatımda kaptanlık yaptıktan sonra turizmin duvara toslaması ile açıkta kalmıştık büyük emekler harcayarak ortaya çıkardığımız yatımız satsak ta para etmiyor zaten elimizde para kalmadığı için yatımıza harcayacak parayı da bulamıyorduk.o özgürlük saydığımız yatlarımız başımıza bela olmuştu.
uğruna çok şeyler verdiğimiz yatımız artık yaşanacak yer olmaktan da çıkmıştı. Sorumluluklarımız para kazanmamızı gerektiriyor ancak yatımızı bırakıp bir yere de gidemiyorduk,çare kalmamıştı tanıdık arkadaşlarımıza yatımızı emanet ettik ve sahip olduğumuzu sandığımız tek şeyi paraya çevirmeye karar verdik, özgürlüğümüzü.
Bildiğimiz tek iş olan yat kaptanlığı yapacaktık, evimize çoluk çocuğumuza hatta artarsa ekmek teknesi emektar yatımıza da son kez vefa borcunu ödeyecektik.
Şanslıydım araştırırken ilk fırsat da elimize geçti. Beni alıp rıhtıma bağlı duran yata götürdüler 46 metre idi pasarella ya yanaştığımda yat, gemi gibi duruyordu ve ben ilk kez bu boyda bir kayığa kaptanlık yapacaktım iki makinesi vardı ve baş pervanesi yoktu abrayabilirmisin dediler? tabii geri dönüş yok elbette abramalıydım bir yerden başlamalıydım ve şansıma bu gemi yavrusu düşmüştü. Ürkek başlamış olsam da yatı abradım, kısa zaman çalıştım ama çok şey öğrendim. Ancak başlangıçta zor olan başkalarına göre o kocaman ama bana küçücük yat da kendimi tutuklu gibi hissetmiştim, sonuçta alışmak gerekiyordu ve alıştık elbet.
Tekne satıldı önümüz kıştı bende hem imtihanlara hem de iş bulmaya İstanbul a gittim Kaptan arayan bir yatla anlaştım karada yeniden dizayn ediliyordu ve çok şey öğrendim diyebilirim. Tabii mesleki manada olmasa da !!! tecrübeye ne denilirdi ki. iyisi ve kötüsü ile işe yarıyordu. işte o ara motor yatların çoğunun İngiliz yada amerikan bayraklı olduğunu öğrendim birinde de iş buldum ama maalesef bizim ehliyetimiz geçmiyor du MCA endorseli olan ehliyet gerekiyordu ve hayatımızı adadığımız denizciliği belgeleyen ehliyetimiz işe yaramıyordu. Gemilere gitmek istemiyordum çünkü kaptan olarak onca sorumluğuma rağmen bana verilecek ücret çok azdı ve zaten gemilerde kaptanlık yapacak tecrübemde yoktu. Mesleğim yat kaptanlığı idi kendi yatım olmasına rağmen para kazanamıyordum diğer guletlerinde durumunun benimkinden farklı olmadığını bildiğim için tek yol vardı yatlarda kaptanlık yapmak. Zaman içinde kimi yatlarda ülkemin ehliyeti ile iş bularak çalıştım kimi yatlarda sefer başına anlaşarak çalıştım kimi yatları transfer ettim ,gördüm ki bizim ehliyetimizle yaptığımız kaptanlıktan aldığımız ücret yabancıların maid dedikleri, hizmetli yada deck hand dedikleri miço karşılığının kazandığı kadar bile değildi.
Ancak türkiyedeki yat piyasası zaten çok kısıtlı ve olan yatlarda İngiliz bandıralı idiler sonunda bizi tavsiye eden birilerinin aracılığı ile bu yatlardan birinde iş buldum anlaştık. Yat henüz yapım aşamasında idi en kısa yoldan denize indirilmesi gerekiyordu ve İngiliz bayraklı olacaktı çaresiz işimin devamı için araştırmalara başladım yurt dışında bu ehliyeti veren okullar vardı ama yurt dışına gitmek, orada 15 günde olsa kalmak zorunda olmak, otel, ve bize göre çok pahalı olan yiyecek masraflarına katlanabilmek zor olduğu gibi verecekleri kursun karşılığında aldıkları ücretin miktarı da gözümü korkutuyor, zaten zor olan durumumun buna asla müsaade edemiyeceğini düşünüyordum.
Araştırmalarım devam ederken bu ehliyetin Türkiye de verilmeye başlandığını ve verilen ehliyetin oldukça prestijli olduğunu ve fiyatlarının Avrupa ya göre daha kabul edilir olduğunu öğrendim kardeşim de bir ameliyat için burada idi bu fikir onu da etkiledi hemen okul ile görüşmeli idik.
Telefonunu bulduk doğrudan, sonradan cumhur hoca dediğimiz okulun sahibi olduğunu öğrendiğimiz kişiye telefon ettik çok müşfik, olumlu, cesaret veren sesi ile bizi okula davet etti kardeşimle beraber Marmaris e giderek okulu bulduk şehrin kalabalığından uzak ve Marmaris i gören bir yamaçta kurmuştu okulunu bizi etkileyen bir okulda olması gereken neredeyse her tür techizat ve öğretim aracının bulunmasının yanı sıra bizden önce okulu keşfetmiş olan yabancı denizci adayları hatta kaptanlar olması idi okul sandığımızdan ciddi idi ve işimiz düşmese asla haberdar olmayacaktık.
Konuşmaya başladık bizim ne kadar kaptan olduğumuzla ilgilenmiyordu evet kaptan olarak güveniyordu ancak okulun bir eğitim planı vardı vekursa katılan her kaptan gibi sınıfı geçene kadar bilgilerini yenileyecek ve imtihanları geçene kadar öğrenmeye devam edecektik. yani kursun limiti hocamızın öğrendiğimizden emin olması ve imtihanları geçecek seviyeye kadar öğrenmemiz olacaktı. kalmak için yer ve öğlen yemeği için okuldan şehre inmeye gerek kalmadan yiyecek de sağlıyordu. Bu imkanları Türk denizcilerine sağlamıştı okulu kanada dan Türkiye ye getirmesi bile mucize idi ve bunu başarmıştı. Bu imkanların ne demek olduğunu MCA endorseli ehliyetleri yabancı ülkelerden almak zorunda kalan arkadaşlarımız daha iyi bilirler.
Bildiğimizi sandığımız yada unuttuğumuz bilgilerin tamamını sevgili navigasyon hocamız Fehmi kaptan ve
Cumhur Gokova hocamız sayesinde gözden geçirdik ve Cumhur hocanın anlatım lezzeti ile bilgilerimizi yeniledik. Bu arada hocamızın yeğeni olduğunu bildiğimiz bizim bütün yazı ve döküman işimizi takip eden, Taze anne ve okulun sekreterliğini yapan canan hanıma teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bebeğini sağlıklı, vatana hayırlı yetiştirmesini gün görmesini temenni ediyoruz. Bu arada bizi yatlarda misafir eden Kaptan Kemal Erdoğan Gözütok,un sıcak ve samimi dostluğuna ve düşüncedeki derinlik boyutundaki sohbetlerine çok teşekkür ediyoruz ve yeniden buluşmak ümidini saklıyoruz. kendisi ile deniz altı ve dalgıçlık maceralarımız ve sohbetimizi bitirmediğimizi, yelken yarışlarında bizi torpilli yata vererek kazandığımızı sanmamızı sağlayan nezaketini unutmadık.
Kursu bitirdik imtihanları geçtik ehliyetimizi bekliyoruz dönüşte de beni bekleyen başka bir sürpriz vardı, çalıştığım şirkete geldiğimde elime muhasebe müdürünün verdiği mektupta işimin sona erdiği yazıyordu. yıkılmıştım, cok ağırıma gitmişti beni borçlarımla beraber bırakmışlardı söz verdiklerim, vaadler ve umutlarım
rafa kalkmıştı, kırılmıştım. Beni kapı önüne koyan ise sadece yat sahibinin marina müdürü idi.
Beni işe alan patronumla görüştüm ama ne denizden ne deniz adabından anlayan nede kendisinin işe aldığı kaptanına sahip çıkmanın gereğini bilmeyen ve Bu sebeple tüm sorumluluğu Marinasını yönetmesi için tuttuğu müdüre havale eden yat sahibinin, bir yata sahip olmanın ve onu emanet ettiği yatın sorumluluğunu verdiği kaptanın işine kimin son vermesi konusunda insiyatif almadı. yatını ve inşaasında bulunurken süpervizor lüğünüde yaptığım yatının ve benim sorumluluğumu marina müdürüne vermişti,
Marina müdürünün Askeri hiyerarşik düzende alıştığı kendisinden başka birine kaptan bile olsa yetki yada söz hakkı tanımayı, kurduğu düzene aykırı sayan biri olması ve yat sahibinin meydanı ona terketmesiyle işten atıldım.
Artık işsizdim ama cok kısa bir müddet sonra cok daha fazla kazançlı ve rahat yeni işimi buldum tabii yeni ehliyetim işe yaramıştı Amerika dan IYT international yacht training school un Türkiye şubesi olan gökova sailing school dan aldığım ehliyet ile 35 metre boyunda bir yata kaptan olmuştum, Bütün güney Fransa ve İtalya sahillerini dolaştım bulunduğum yerlerdeki denizci arkadaşlarımdan ve mürettebat sağlayan acentalardan öğrendiğim kadarı ile mca nın tanıdığı yeterliliklere sahip olmadan iş bulmak hayaldi ama bu ehliyetin sahibi olanlara da Avrupa da ve yatların bulunduğu her yerde iş bulma şansı vardı. İlerlemiş yaşıma rağmen doğru iş yapmıştım. Bize bu ehliyeti sağlayan ve bu IYT okulunun şubesini Türkiye de açarak Türk denizcileri ne ve kaptanlarına iyi şartlarda ve iyi kazanç kapısı açan hocamız, Kaptanımız Cumhur Gökova ya şahsım ve okulundan kurs gören kaptan arkadaşlarımız adına minnet dolu teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Rüzgarın bol, pruvan açık olsun Cumhur hocam umarız, uzun yıllar Türk yelkencileri ve denizcileri yetiştirirsin. Aynı takımda yeniden yelken yarışlarında beraber olmak ümidi ile. sizden öğreneceklerimiz bitmedi görüşmek üzere.